Safra kesesi ameliyatı hikayesi

Her konunun hikayesini yazıyorum 🙂 safra kesesi ameliyatı olduktan sonra safra kesemin de hikayesini anlatayım dedim. 2008 yılında karaciğerim için yapılan bir ultrason görüntülenmesinde safra kesemde taş olduğunu öğrendim. O gün doktor mide bulantısı, karın ağrısı gibi şikayetlerim olup olmadığını sorduğunda herhangi bir ağrımın olmadığını söylemiştim. Doktor da bu taşın uyuyan bir taş olduğunu şikayetim olmadığı sürece bir şey yapılmasına gerek olmadığını söylemişti. Aslında şimdi düşünüyorum da taşın tespitinden önce nadiren karın ağrılarım olmaktaydı. Fakat ben bunları klasik bir üşütme olarak düşünüyordum. Hatta annem “ayakların yere çıplak basarsan olacağı budur” gibi cümleler ile bu düşüncemi destekliyordu. Şimdi geriye dönüp düşündüğümde bu ağrıyı artık çok iyi tanıyabildiğim için o ağrıların safra kesesinden kaynaklandığını anlayabiliyorum.

İlk şiddetli ağrım 2009 yılında oldu. Aslında bu ağrının safra kesesinden mi neden olduğunu o anda anlayamadım. Apandistim patladığını veya mide kanaması geçiriyor olabileceğim gibi düşünceler vardı kafamda. Yumurta kapıya gelmeden doktora ya da hastaneye gitmeyen bir insanım ve genelde ağrıları çok önemsemem. Ufak tefek ağrılarımdan şikayet etmem. Yaklaşık 1-2 saat evde geçmesini bekledikten sonra ağrı geçmeyince bir devlet hastanesinin acil servisine başvurdum. Bu arada safra kesesi taşım aklıma geldi ve hastaneye gittiğimde doktorlara bunu söyledim. Hastanede yapılan bazı testler ve kontrollerden sonra rahatlatıcı bir serum bağladılar. (sanırım buscopan ve ağrı kesici karışımı. Zaten buscopan sürekli verilen ilaçlar arasında bir klasik) Orada konuştuğum doktor yediklerime dikkat etmem gerektiğimi ve 3-5 kez böyle acile geldikten sonra istesem de istemesem de bu taş yüzünden safra kesemi aldırma kararı alacağımı söyledi. Yediklerime dikkat edeceğim yerde hatırladım ki  bu şiddetli ağrı başlamadan önce söylemesi ayıptır bol sucuklu ve yağlı bir yumurta kızartması yemiştim.

Doktorun yazdığı ilaçları 1 hafta 10 gün kullandım. Ağrıyı unuttum ve normal yaşamıma geri dönmeye başladım. Bol yağlı, acılı, baharatlı ve çok sevdiğim yumurtayı sanki hiç safra kese sorunum yokmuş gibi bolca yemeği sürdürdüm.

O zamandan bu güne 2-3 defa daha acile gittim ve 8-10 defa da şiddetli ağrıları evde yaşadım. Bazı dönemler yediklerime dikkat ediyordum. Gerçekten işe yarıyordu. Bazen de ne kadar sağlıksız ve yağlı beslenirsem besleneyim ağrı olmuyordu.

Bir sabah uykumdan yine bu ağrıyla uyandım. Okula gidene kadar 1-2 saat evde kıvrandıktan ve evde 1-2 ilaç yuttuktan sonra geçeceğini ümit ederek okula gittim. Okulda ancak 2 ders sabredebildim. Ağrı hiç azalmamıştı. Normalde safra kesesi ağrısı yavaştan başlar en tepe noktaya ulaşır ve sonra azalarak biter. İşte o azalma bir türlü olmuyordu.

Okulun yanında bulunan sağlık ocağına gittim ve doktordan ağrıyı kesecek 1-2 ilaç istedim. Doktor muayene etti ve taşın safra kesemi tıkayacağını ve acile gitmem gerektiğini söyledi. Her ne kadar doktorun davranışı doğruda olsa doktorun ilaç yazmamasına sıkılarak  devlet hastanesinin aciline gittim. Oradaki doktor sağlık ocağındaki doktora serzenişte bulunarak “ne var yahu yazsa ne olur ilacı diyerek” beni hiç muayene bile etmeden iğne ve ilaç verdi. İğneyi orada oldum ve ilaçları da alıp eve geldim. Yaklaşık evde de 2-3 saat kıvrandıktan sonra ağrıda hiç azalma olmadığı için tekrar doktora gitmeye karar verdim. Özel bir hastaneye gittik. Özel hastane durumum acil olmasına rağmen kanamalı bir hasta olmadığım için acil girişi yapamayacağımı söyleyip beni vezneye sevk etti. Neyse orada beni muayene eden doktor acil ameliyat olmam gerektiğini yoksa taşın karaciğerimi tıkayabileceği gibi bir şeyler söyledi. Bu arada acımı dindirmek için bir iğne yapabileceklerini söylediler kabul ettim. Açıkçası doktorların tavırlarından ve yaklaşımında çok hoşlanmadığım ve aynı zamanda özel hastanelere karşı olan güvensizliğimden ötürü bir devlet hastanesine gitmeye karar verdim. Oradan çıkmak için karar vermem yetmiyordu. İğne ve muayne için yüklü bir miktarı vezneye teslim etmeliydim. Öyle yaptım ve çıktım.  Bu arada bir kaç doktor arkadaşla konuştuğumda ve onlara ultrason raporuna göre taşın bulunduğu yeri söylediğimde acil bir durum olmadığını hatta çok acil durumlarda bile safra kesesinin şişliğinin inmesi için 5-10 gün ameliyat için bekledikleri öğrendiğimde özel hastanelere karşı olan güvensizliğimde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha gördüm.

Oradan kızgınlıkla çıkıp bir devlet hastanesinin yolunu tuttum. Acil olan durumum için acilden giriş yaptım. Tabi bu arada aradan geçen zaman ve iğnenin etkisi ile ağrım azalmaya başladı. Acildeki doktor ameliyat olmam gerektiğini ama bunun için poliklinikte muayene olmam gerektiğini söyleyip beni gönderdi. hafta sonuna geldiği için 2 gün bekleyip pazartesi muayene oldum. Sorası evrak işlemleri raporlar vs.. Bir görevli ajandayı açtı 1 ay sonrası bir tarihe adımı yazdı. Benim durumum acilmiş dedim. Herkesin acil dediler. Acil zannettiğim durumumun devlet açısından  o kadar da acil olmadığını öğrendim.

Bu arada geçen zamanda o kadar dikkatli yemek yiyordum ki neredeyse yemiyordum. Zaten internette farklı sayfalarda çıkan yasaklı yemekleri topladığımda geriye bir şey kalmıyordu. Herhalde her sayfa yazarı bir iki ekleme yaparak listeyi giderek arttırmışlar 🙂

Ağrım yoktu ama artık karar vermiştim. Safrayı söküp atacaktım. Safra kesesi olmayan bir hayatı seçmiştim 🙂 Ağrısız bir hayat istiyordum aslında.

Neyse çok uzattım. 15 gün sonra hastanede boşluk olmasından dolayı hastane beni aradı.! (bazen ameliyat olmayan hastalar oluyormuş, hastanede bir yakınımın çalışıyor olması bu boşluğu yakalama ihtimalimi arttırmış olmasın?) Hemen yarın gelirsem ameliyat olacaktım. Yarın gittim.

Sonra uzun uzadıya evrak işleri ve odamı gösterdiler. Yarın sabah ameliyat olacaktım. O gece hastanede kalmak istemediğim ve sabah erken geleceğime söz verip hastaneden izinli olarak eve geldim. Sabah erkenden hastaneye geri döndük.

Biraz korktuğum için tutunacak dal arıyorum. Ultrason ile bakan doktora “Acaba siz olsaydınız ne yapardınız? Ameliyat olur muydunuz?” diyorum. Adam olmazdım dese orada vazgeçeceğim.

Bu arada unutmadan almam gereken ameliyatta kullanılan bir ürün varmış. Devlet karşılamıyormuş! Hastane henüz ihale yapmadı vs.! Neyse madem ameliyatta lazım alalım hemen bir eksiklik olmasın diye düşünüyor insan. 🙂 Hemen orada ayağınıza kadar gelmiş satıcılar var. Hizmette sınır yok!

Neyse yattık sedyeye çıktık yola. Şu sıradan ameliyatlarda, yürüyerek gidebilecek hastaları sedye ile götürmeseniz ne olur? Ben gideyim yatayım masaya.. Zaten garip bir kıyafeti giymişiz. Psikoloji bozuk bir de sedye ile götürülüyorsun. Ailen orada el sallıyorsun. Sanırsın açık kalp ameliyatına gidiyorum. Bir de o sedyeden ameliyathaneye pide gibi verildiğin bölümü zaten hiç sorma..

Camdan içeri girerken aynı zamanda sedye değiştirmiş oldum. İçeride beni kapısında yarı steril ortam yazan bir yere park ettiler. Orası bir nevi bekleme odası. Orada insanlar yan yana sedyede yatarak ameliyat olacağı sırayı bekliyor. Bir süre sonra beni oradan alıp asıl masaya götürdüler.

Kablolar vs. bağlanıyor. İşlemler, makinalarda yapılan ayarlar. Bu arada sedye ile yola çıkarken şu ameliyatta gerekli parça elimde duruyor. Lazım olacak diye yanıma aldım. Kimsenin sorduğu yok. Orada dedim bu gerekliymiş galiba. Tamam deyip aldılar elimden.

Bu arada derin nefes alın dedi hemşire. Sonra anestezi uzmanına aa gaz açıkmış dedi ve nefes aldığım boruyu çekti. Doktor o zaman erken olacak şu var mı? diye sorduğunu duydum. Hay allah o var mı acaba diye ben de düşünürken 🙂 hemşire bir daha derin nefes alın dedi ve kısa bir ara 🙂

……

Sonra sedyenin bir yere çarpası ile uyandım. Neredeyim? En son ne yapıyordum? Sorularını hızlıca cevapladıktan sonra. En son ameliyat olacaktım. Diye düşündüm ve karnımdaki ağrıyı hissedince olduğumu anladım.

O gece sabaha kadar su ve yemek vermiyorlar. Bence en sıkıntılı durum buydu. Çok susuyor insan. Sadece serum bağlıyorlar. Sabah kahvaltısını bekleyerek o geceyi bitirdim. 🙂 Sonrası malum.. Bir parça peynir…

Koşarak muayene yapan doktorlara hazırladığım soruların hiç birini soramadım. Odada 20 sn kadar kalan doktordan öğrenebildiğim. Neye dikkat edeceğimdi. “Yağlı, acılı, baharatlı yemeyeceksin.” O kadar yuvarlak bir şey ki bu ne yesem içinde yağ vardır. Doktor söyledi ve kurtuldu.

Bu arada unutmadan hastanede öğlen yağlı bir patlıcan çıktı. Tabi ben yemedim. Çıkış işlemlerini yaparken. Bir doktora söylediğimde; Hastane ortamı tabi ki patlıcan hiç olur mu? Ama işte imkanlar bu kadar gibi bir yanıt aldık..

Neyse çok uzattım. Şimdilik bu kadar yeter..

Aradan yaklaşık 40-50 gün geçti. Beslenmemde bir kısıtlama yok. Açık ameliyat olmadığı için hızlıca ayağa kalkıyorsunuz.

Geriye tek kalan problem ara sıra özellikle uzun süre aç kaldığım zaman yaşanan ağrı kaldı. Bu ağrı aynı safra kesemi aldırmadan önceki ağrıya benziyor. Fakat tek olumlu yanı bir şeyler yediğim zaman 1-2 dk gibi çok kısa sürede son bulması..

2 Yorum

  1. Nuray Akman Selçuk 06 Haziran 2014
  2. Murat Selçuk 06 Haziran 2014

Bir yorum yaz