Türkiye ve Linux

Uzun süredir  işlerimin yoğunluğu sebebi ile Linux dünyası ile ilgili hiç yazı yazamadım. Biliyorsunuz. 2011 senesinde “Özgür Bilişim Teknolojileri sınıfı” projesini başlatıp en azından kendi adıma örnek bir proje olarak bitirdim. O gün kurduğum “Pardus Kurumsal 2” işletim sistemleri hala ilk günkü kararlı yapısında çalışmaya devam ediyor. Pardus ile aramda kalan tek bağ (gönlümün bir yerlerinde hep bir bağ olsa da) o bilgisayar sınıfından ibaret. Birde unutmadan, Fatih Projesi sebebiyle Bilişim Teknolojileri Rehber Öğretmeni olarak çalıştığım okullarda Akıllı tahtalar açılırken “Boot Menu” de çıkan dokunmatik ekranla seçim yapılamayan “Pardus” yazısı…

Neredeyse 1 yıldır gelişmeleri de takip etmiyorum. Posta gruplarında kopan büyük tartışmalar. Topluluklarda ve yönetimde oluşan çatlaklar, kavgalar vs. açıkçası beni biraz bu konulardan soğuttu diyebilirim.

Linux Özgürlükçüdür.

Linux kullanmak veya açık kaynak kodlu bir yazılım kullanmanın altında bedava yazılım kullanmaktan çok öte bir düşünce yapısı var. Özgürlükçü, demokratik, insan haklarına saygılı ve paylaşımı seven, insanlığa hizmet etmek isteyen bir düşünce yapısı.

Sanırım bizim ülke olarak Linux ile ilgili yaşadığımız sorunlar aslında bütün bunlarla ilgili. Hayatımızdaki kavga buraya da yansıyor. Örneğin birileri Pardus’un ulusal olmasına takılırken birileri başka bir Linux versiyonunu ulusal olmadığı için kullanmayı veya desteklemeyi reddetti. Hatta işletim sisteminden vazgeçtim paket yöneticisi bize özgü olmalı mı olmamalı mı tartışmaları.

Şimdi bu tartışan insanların bir kısmı ya Linux kullanmıyor veya 2. işletim sistemi olarak kullanıyorlar.

Keşke herkes Linux Debian kullanıyor olsa.

Öncelikle Pardus 2013ü kurmadım. Kendi bilgisayarımda uzun zamandır Linux Mint kullanıyorum ve etrafımdakilerin bilgisayarlarına Linux Mint ve  Ubuntu kuruyorum.

Şimdi Pardus 2013 Debian tabanlı oldu diye ortalık yıkıldı. “kopya Linux” diyenler, neler neler…

Şimdi Pardus yönetimi, topluluk vs. bunların içinde yaşanan bütün sorunları boşverelim. Şöyle bir düşünelim;

Birisi alsa Debian Linux versiyonunu ve buna bir Pardus duvar kağıdı değişecek şekilde hazırlasa ve piyasaya sürse. Bizler de Debian kaynaklarındaki bilgilerden yararlanıp bu duvar kağıdı değişik Debian’ı kullanan insanlara yardım etsek ne olur. Bu kopya Linux’u Okullardaki bilgisayarlara kursalar, paket yönetici ile uğraşacakları enerjiyi okullarda kullanılmasının arttırılmasında harcasalar. Öğrenciler Linux ile ders işlenen sınıflarda ders alsa, Linux bilgisayar laboratuvarlarında yazılım geliştirmeyi öğrenseler, Öğretmenler Linux üzerinden sınav ve ders içerikleri hazırlasa, idareciler okulu Linux ile idare etseler…

Fazla değil 10 sene sonra 1 değil 10 tane Ulusal işletim sistemine sahip oluruz.

Başka bir açıdan ihtiyacımız olan şey bu gelişime kaynak olacak firmalar.

Bu iş dünyada kurulan vakıflar ve bu vakıflara aktarılan paralar ile yürümekte. Vestel, Casper veya herhangi bir firma bu işe gönül ve para verecek, milyonlarca insanın gönlünü alacak geleceğine yön verecek. Ama belki ticari sebeplerle ve belkide yapılan anlaşmalar verilen sözler sebebi ile kimse elini taşın altına koymuyor.

Agrasif bir yazı oldu. Hatam varsa affola, sizlerde fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim.

Son bir sözüm daha var;

Yakın bir zamanda akademik sebeplerle uzun süredir ertelediğim vatani görevimi yapmak üzere askere gideceğim. işlemleri yapmak üzere gittiğim askerlik şubesinde Pardus kullandıklarını gördüm. Askeriyenin Pardus kullanımı ile ilgili olarak izlenimlerimi de ilerki yazılarımda aktarmayı düşünüyorum.

3 Yorum

  1. SistemLinux 11 Ağustos 2013
  2. Murat 11 Ağustos 2013
  3. Ülgen 11 Ağustos 2013

Bir yorum yaz